Hafta İçi ve Cumartesi = 10:30 - 19:30 | Pazar = 14:00 – 17:00 | Acil Durumlarda 7/24 Tel:0542 431 53 13

Kedilerde Uygulanan Aşılar

KEDİ AŞILARI;
İster insan, ister hayvan olsun bir canlının yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için koruyucu hekimlik önemli bir faktördür. Canlının yaşamını tehlikeye sokabilecek veya kalıcı arazlar oluşturabilecek bazı hastalıkları daha ortaya çıkmadan önlemek, bu hastalıkların oluştuktan sonraki tedavisinden daha fazla önem taşır. Bir çok viral veya bakteriyel hastalığa karşı geliştirilen aşılar çok uzun zamandır koruyucu hekimlikte kullanılmaktadır. Bu nedenle aşılar, koruyucu hekimliğin en önemli silahlarından biri sayılabilir. Örnek vermek gerekirse, bir çok ülkede büyük tehdit oluşturan ve binlerce insan ve hayvanın ölümüne neden olan kuduz, bugün koruyucu hekimlik ve kuduza karşı geliştirilen aşılar sayesinde önemini yitirmiştir.
AŞILAMA ÖNCESİ DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR;
1.Aşılar sağlıklı olan kedilere uygulanmalıdır.
2.İç ve dış paraziti bulunan kedilere aşı uygulanmamalıdır. Aşılanacak kediler parazitlerden arındırılmış olmalıdır.
3.Aşılanacak yavru ve yetişkin kedilerin vücut sıcaklığı normal ( 38-39.0 °C ) sınırlar içinde olmalıdır.Ateşin yüksek olması vücutta bir enfeksiyon olduğunun göstergesidir. Böyle durumlarda öncelikle ateşin (enfeksiyonun) nedeni bulunmalı, tedavi edilmeli ve daha sonra aşılamalara başlanmalıdır.
4.Aşılanacak hayvanlara en az bir hafta öncesinden kortikosteroid (kortizon) türü ilaçlardan biri yapılmamış olmalıdır.
Eğer kedinin devam eden bir tedavisi var ise tedavi bitimi ve bir süre sonrasına kadar aşıları ertelenebilir. Bu veteriner hekiminizin karar vereceği bir konudur.
5.Hamile kedilere aşı uygulanmamalıdır Bu dönemdeki aşı uygulamaları kedinize ekstra stres yüklenmesine neden olacaktır.
6.Öestrustaki (kızgınlıkta olan) kedilere aşı uygulanmamalı, dönemi bitinceye kadar aşıları ertelenmelidir.
7.İster yavru, ister yetişkin olsun aşılamadan 2 gün önce ve 2 gün sonrasında yıkama yapılmamalıdır.
Kedinizin aşı programı, sağlık durumu gözönüne alınarak veteriner hekiminiz tarafından en uygun şekilde hazırlanacaktır. Aşılama için veteriner hekiminizin uygun gördüğü programı aksatmadan ve tarihlerine uyarak yerine getirmeniz yavrunuzun sağlığı açısından önemlidir . Bir iki günlük gecikmeler yavrunuzun sağlığını çok etkilemeyebilir fakat daha uzun zamanlı gecikmelerin risk faktörlerini arttıracağı unutulmamalıdır.
YAVRULARDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR;
Aşılamaya başlanma zamanının belirlenmesi önemli bir noktadır. Aşılamalara yavru 8-10 haftalık olduğunda başlanmalıdır. Daha erken dönemde başlanılacak aşı uygulamaları, istenilen bağışıklık seviyesinin sağlanmasında yetersiz kalacaktır. Bunun nedeni de yavrunun anneden aldığı maternal antikorlardır.
Aşılanacak kediler stres oluşturacak etkenlerden uzak tutulmuş olmalıdır. Bu yüzden yavru size geldikten sonra aşılamalara başlamak için 4-5 gün beklemekte yarar vardır. Bu süreç içersinde yavru hem size hem de başlangıçta onun için yabancı olan ev ortamına alışmak için fırsat bulacaktır. Ayrıca bu 4-5 günlük dönem size yavrunun herhangi bir hastalığı olup olmadığını izleme imkanı da verecektir. Aşılama öncesi yavrulara iyi bir bakım ve beslenme uygulanmalıdır.
Yavru kediler ilk aşılamaya başlanmadan önce dışkı tahlili yapılarak parazit varlığı yönünden incelenmelidir. Yapılan muayene sonucu parazite rastlanırsa yavru önce parazitlerden arındırılmalı, daha sonra aşılarına başlanmalıdır.
Yavruların 8-10 haftalık yaştan başlayarak aşılama serileri tamamlanıncaya kadar geçen sürede çevredeki diğer hayvanlardan izole edilmesi gerekmektedir. Ayrıca aşılamalar bitene kadar yavrular dışarı çıkartılmamalı ve dışarda gezdirilmemelidir.
Kedinizi yavru aşılamaları bittikten bir hafta sonra dışarı çıkarmaya başlayabilirsiniz.
AŞILAMA SONRASI DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR;
Aşının yapıldığı gün ve 2 gün sonrasına kadar kedinizin ıslanmasına veya üşütmesine engel olmalısınız.
Aşının uygulandığının hemen ertesi günü yavruda bağışıklık oluşmasını sağlayamadığı, gözardı edilmemesi gereken bir noktadır. Aşıdan beklenen koruma, ancak uygulamadan 7-10 gün sonra maksimum seviyeye ulaşır. Bu nedenle özellikle yavrularda aşı yapıldı güvencesi ile dışarı çıkarılmamalıdır. Bu konuda veteriner hekiminizin tavsiyelerine uymak kedinizin yararına olacaktır.
Aşıların yapıldığı gün yavrularda hafif bir ateş yükselmesi görülebilir. Bu aşının normal etkilerinden biridir.
Bazen aşının yapıldığı yerde deri altında şişlikler oluşabilir. Bu, aşının vücut tarafından emilememesinden ve deri altında birikip kalmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bunlar kalıcı değillerdir. Zaman içersinde yavaş yavaş kaybolurlar. Şişlik olan bölgeye masaj yaparak bölgedeki birikimin daha çabuk ortadan kalkmasını sağlayabilirsiniz.
Kedilerde çok fazla görülmemekle birlikte bazen aşılara karşı vücutta aşırı duyarlılık reaksiyonları oluşabilir. Bunun nedeni vücudun kendinden olmayan yabancı maddelere karşı reaksiyon oluşturmasıdır. Yani vücut aşıyı yabancı madde olarak kabul eder ve ona karşı tepki gösterir. Bu tepki genellikle aşı yapıldıktan 15 dk.- 2 saat arasında şekillenir. Yüzde ve gözlerin etrafında şişme görülür. Böyle bir durumda kedinizi tekrar veterinere götürmeli ve veteriner hekiminizin uygun gördüğü tedavi şeklini uygulamalısınız.
NEDEN AŞI YAPTIRMALIYIZ?
Aşılar; vücuda verildiğinde, bağışıklık sistemini uyararak hastalıklara karşı spesifik aktif bir bağışıklık oluşturan ve bu yolla canlının korunmasını sağlayan biyolojik maddelerdir.
Bağışıklık ise; vücuda giren veya verilen mikroorganizma, protein ve bu gibi yabancı maddelere karşı vücudun bütün savunma sistemleri ile karşı koyması, direnç göstermesi ve kendini korumasıdır. Vücuda giren bu yabancı maddelerin neden olduğu hastalıklar atlatıldıktan sonra hayvanlarda bu hastalıklara karşı doğal bir direnç oluşur. Yani diğer bir deyişle bağışıklık şekillenir.
Aşılar genellikle, koruyucu amaçla kullanılır. Aşılama; hastalıklarla karşılaşması muhtemel olan hayvanları, o hastalığa karşı korumak için daha önceden aşılamak suretiyle bağışık kılma işlemidir. Anneye yapılmış aşıların da yavru üzerinde koruyucu özelliği vardır. Yapılan araştırmalar yavruların, gebelik dönemlerinde yavru zarları aracılığıyla bir miktar immunglobulini (bağışıklık oluşumunu sağlayan maddeler) anneden aldığını ortaya koymaktadır. Yeni doğmuş yavrular bağışıklık sistemleri gelişim halinde olduğundan, humoral ve hücresel bağışıklığı aktif olarak tam anlamıyla oluşturma yeteneğinde değillerdir. Bu nedenle eğer anne doğumdan uygun bir süre önce aşılanırsa kendi korunma maddelerini yavrularına geçirebilir. Böylece yeni doğmuş yavrularda acil korunma sağlanmış olur.
Ayrıca yavruların bağışıklık sistemlerinin gelişmesinde, anneden emilen kolostrum miktarı ve kolostrumdan alınan immunglobulin miktarı da büyük önem taşımaktadır. Yavrular ilk pasif bağışıklığı anneden aldıkları kolostrum aracılığı ile kazanırlar. Köpek yavrularında tespit edilen maternal antikorların %90'ı kolostrumdan gelmektedir. İyi beslenmemiş ya da yoğun şekilde paraziti bulunan anneler daha az kolostrum üretir. Tecrübesiz anneler yavrularının yeterli meme emmesine izin vermeyebilir. Zayıf yavrular kuvvetli ememez ya da daha güçlü olan diğer yavrularla rekabet etme durumunda kalır ve daha az kolostrum tüketirler. Böylelikle pek çok hastalığa karşı daha düşük antikor seviyesine sahip olurlar. Yani yeterli bağışıklık oluşamadığından dolayı yavrular hastalıklara karşı duyarlı hale gelirler. Doğumdan sonra vücut ısısı düşük olan yavrular, normal vücut sıcaklığını koruyabilen yavrulara oranla daha az antikor absorbe ederler. Sonuç olarak, yavruların kendileri için kritik öneme sahip maternal antikorları yeterli miktarda almasını ve absorbe etmesini sağlayacak uygun bakım ve besleme çok önemlidir.
Bir batında doğan yavruların pasif antikor seviyeleri, yavruların doğum sıralaması ve annenin emzirme eğilimlerine bağlı olarak çok değişiklik gösterir. Maternal antikorlar belirli düzeylerde koruma sağlar. Ancak her yavrunun yaşamının bir döneminde, maternal antikorların enfeksiyonlara karşı yeterli koruma sağlayamadığı, fakat aktif bağışıklık oluşumunu engellediği bir zaman dilimi söz konusudur. Kedi yavrularının enfeksiyonlara karşı açık oldukları ama aşı tarafından korunamadıkları bu durum, 2 haftadan 8 haftaya kadar süren bir immunite boşluğuna neden olur. Yavru kedilerde gözlenen aşı yetersizliklerinin hemen hepsi bu immunite boşluğu esnasında enfeksiyona maruz kalmaları sonucunda oluşur.
KEDİLERDE UYGULANAN AŞILAR;
1. KARMA AŞI;
Felin Panlökopeni
Kediler arasında oldukça yüksek oranda bulaşıcı olan viral bir hastalıktır. Kedilerde , özellikle yavrularda ölüme yol açan virüs kusma, iştahsızlık ve çoğunlukla kanlı bir ishalle kendini belli eder. Tek korunma yöntemi aşılamadır.
Feline Rhinotracheitis
Ülkemizde oldukça yaygın olan bu hastalık çok bulaşıcıdır. Yetişkin kediler için ölümcül bir tehlike taşımamakla birlikte yavru kedilerde ölümlere neden olabilir. Tek korunma yöntemi aşılamadır.
Feline Calicivirüs
Kedilerde ağız ülserlerine neden olan hastalık bulaşıcıdır. Tek korunma yöntemi aşılamadır.
Adından da anlaşılabileceği gibi karma aşı, yukarda saydığımız hastalıklara karşı bağışıklık oluşturan maddeleri içermektedir. Hastalıklara karşı verilen bağışıklık sürelerinin yavrunun anneden aldığı maternal antikor seviyesine bağlı olarak değişiklikler gösterebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle karma aşı uygulamasına yavru 8-10 haftalık olduğunda başlanmalı, aşı 3-4 haftalık aralıklarla yavru 15-20 haftalık yaşa ulaşıncaya kadar tekrarlanmalıdır. Bu programla yavruların yaklaşık %95’inde güvenli bir bağışıklık oluşturulabilmektedir. Karma aşı yıllık olarak tekrar edilir.
2. KUDUZ AŞISI
Kuduz; merkezi sinir sistemine saldıran, hızlı gelişim gösteren, bilinç kaybı, huzursuzluk, salya akıntısı, yutkunma güçlüğü ve çeşitli felçlerle karakterize, ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır. İnsan dahil olmak üzere tüm sıcakkanlı canlılarda görülebilir. Hastalık; kuduz bir hayvanın sağlıklıları ısırması ve salyasında bulunan kuduz virüsunu ısırma sonucu meydana gelen açık yaraya nakletmesi ile bulaşır. Ancak virüs salyaya zaman zaman geldiğinden dolayı her ısırılan hayvan kudurmaz. Bu nedenle her ısıran hayvana da kuduz gözüyle bakılmamalı ve panil olunmamalıdır. Kuduzun bilinen bir tedavisi yoktur. Aşılama tek engelleyici faktördür. Kuduz hastalığı, etkili bir aşı programı ile bugün artık büyük oranda kontrol altına alınmıştır.Yavru kedilere ilk kuduz aşısı 3 aylık yaşta uygulanmalı ve her yıl periyodik olarak tekrar edilmelidir.
3. LEUKEMIE AŞISI
Hastalığın etkeni Feline leukaemia virüsu’dur (FeLV). Leukemie özellikle kan hücrelerinin oluşumu ile ilgili lenfoid dokularda tümör ile karekterize öldürücü bir viral hastalıktır.Virüs genellikle salya ile bulaşır. Tükrük, burun akıntısı, dışkı, vajinal akıntı ve kan yolu ile de bulaşma olabilir. Virüsun taşınmasında bulaşık su ve mama kapları da rol oynamaktadır.
Hastalığın yayılmasında virüs miktarı, konakçının direnci, yaşı ve immun sistemi etkili olmaktadır.
Hastalığın spesifik bir tedavisi yoktur. İmmun sistemi destekleyici tedaviler yanında semptomatik tedaviler de yapılabilir. Ancak olumlu bir sonuç almak pek mümkün değildir.
 
Hastalığın yayılmasını önlemede en etkin yol aşılamadır. Bu amaçla başlangıçta 2 doz uygulanır. Yılda bir kez yapılan tekrarlama ile hastalıktan korunma sağlanabilir.
3 aylıktan küçük yaştaki kediler aynı türden aşı ile (örn. Karma aşı) en az iki defa aşılanmalı, bundan sonra yılda bir kez tekrarlanmalıdır. Aşılar kullanılırken ilk aşı uygulamasından 3-4 hafta sonra 2. bir aşı, hatta 3. bir aşı verilir ve bağışıklığın devamını emniyet altına almak için senelik aşılamalar yapılır. Ancak aşıların oluşturduğu bağışıklık seviyesinin her bir kedinin genetik yapısına göre değişebileceği unutulmamalıdır. Aşılar bazı kedilerde kuvvetli bir bağışıklık oluşturduğu halde bazılarında zayıf kalır. Bu nedenle arzu edilen düzeyde koruma sağlayabilmek için aşılar birkaç defa tekrar edilir.
Bir aşı ne kadar başarılı olursa olsun, duyarlı bireylere uygun dozda verilmedikçe, hastalığa karşı koruyucu değildir. Bu yüzden her aşı için verilen doz kurallarına uymak gerekir. Aşı hazırlayan ticari firmalar bu noktadan yola çıkarak, aşıları kedinize en uygun olan dozda tek kullanımlık şişeler halinde hazırlamış ve böylece oluşabilecek sorunların önüne geçmişlerdir.
Aşıların çoğu deri içi (İD-İntradermal), deri altı (SC-subcutan) ve kas içi (İM-intra Musculer) yollarla uygulanmaktadır. Bu uygulama yerlerinin her birisi değişik amaçlar için uygun prosedürlerle belirlenmiş olup bunlar arasında en çok kullanılan yol deri altı olanıdır. Bunun nedeni deri üzerinde lenf damarcıklarının fazla olmasıdır. Bilindiği gibi lenf sistemi vücudun savunma sistemini oluşturmaktadır. Deri altı olarak verilen aşılar enjeksiyon yerinden dokulara çok yavaş dağılırlar. Böylelikle lenfoid dokular uzun süreli bir uyarma altında tutularak bağışıklığın uzun olması sağlanır. Ayrıca bu yöntemle uzun olduğu kadar, çabuk bir bağışıklık şekillenmesi de sağlanır. Deri altı yolla uygulamada oluşan bağışıklığın başlangıçta yüzeysel olması nedeni ile vücudun dış yüzeyi mikrop saldırılarına karşı korunmuş olur.
Aşıların uygulanmasından önce derinin dezenfekte edilmesi doğru olmayan bir harekettir. Çünkü aşılar dezenfektan maddelerle tahrip olurlar.
 
Yavrularda aşı hatalarının (istenilen bağışıklığın sağlanamaması, yetersiz bağışıklık) en yaygın sebebi, bağışıklığın gelişimi sırasında yavrunun vücudunda bulunan maternal antikorların etkisidir. Maternal antikorlar yavrularda aktif bağışıklık yanıtının oluşabilmesinden önce aşı da varolan virüsü (antijen) nötralize eder ve yavrunun immun yanıtını baskılar. Yani vücudun hastalıklara karşı bağışıklık oluşturmasını engeller. Yavrular maternal antikorları yavru zarları ve kolostrum aracılığıyla anneden alırlar. Bu nedenle ilk günlerde yavrunun vücudunda antikor seviyesi yüksektir. Ortalama olarak her 10 günde bir yavrunun antikor seviyesi, maternal antikorlar yenilenemediğinden dolayı belli oranda azalır. Yavrular 6-7 haftalık olduklarında ise maternal antikorların seviyesi, oluşabilecek enfeksiyonlara karşı yavruları koruyabilecek güçte değildir. Bu nedenle aşılamalara 6-7 haftalık yaşta başlanması, maternal antikorların aşı üzerindeki etkisini kaybetmesinden dolayı bağışıklığın yeterli düzeyde oluşmasını sağlar. Ancak aynı türün değişik bireylerinde meydana gelen bağışıklık seviyelerinin farklı olabilmesi, bireysel faktörlerin de bağışıklıkta rolü olduğunu göstermektedir. Bu farklılıklar antikor oluşumunun genetik kontrol altında bulunmasından ileri gelmektedir.
 
Yapılan aşılamalar yavrunun hastalıklara karşı bağışık hale gelmesinde yeterliymiş gibi görünse de, yavrunun antikor seviyesi bilinmediği sürece aşılamayla bağışıklığın ilişkisini kurmak hemen hemen imkansızdır. Bir yavruda yeterli bağışıklığın oluşup oluşmadığını ve immunite (bağışıklık) boşluğunun ne zaman oluştuğunu saptamak için yavrudan serum örneği alınmalı ve hemaglutinasyon inhibisyon adı verilen testle antikor seviyesi ölçülmelidir. Ancak, laboratuvar masraflarından ve her test için harcanan zamandan dolayı bu metod pahalıdır ve ayrıca, her zaman bu işlemi uygulayabilmek de mümkün olmayabilir. Bu nedenle aktif bağışıklığın sağlandığından emin olmak için, 6-7 haftalıkken başlayıp 15-20 haftalık yaşta biten 1-3 haftalık aralarla yapılan seri aşılama programı uygulanmalıdır. Seri aşılama, yavruların mümkün olan en erken zamanda aktif bağışıklıkla korunmalarını sağlayacaktır.